Kategori arşivi: Uncategorized

virtualGimbal SD Kart İle Videolarınızdaki Sarsıntıları Giderin…

VirtualGimbal Hafıza Kartı

Temmuz 2008′ de sizlere Eye-Fi hafıza kartını tanıtmıştım. Bu kartın özelliği üçü bir arada çözüm olmasıydı ve SD Hafıza kartı + Wireless bağlantı + GPS işlevlerini bir arada sunan bir çözümdü. O zaman için çok yenilikçi görünsede geçen onca zamana rağmen tutulmadı.

Bugün gene benzer yaklaşımla üretilmiş hafıza kartından bahsetmek istiyorum ama öncesinde video içerik üretiminin en büyük derdi olan çekim sırasında kamerada oluşan sarsıntı ve istenmeyen hareketlerin içeriği nasıl mahvettiğini ve bu tip sorunları gidermek için bugüne kadar geliştirilmiş çözümleri kısaca anlatmam gerek.

Bir videodaki sarsıntıyı önlemenin yolları ;

  1. Gimbal kullanmak (tamamen manuel karşı ağırlık mantığı ile çalışanlardan Dji veya Zhiyun gibi teknoloji şaheserlerine kadar, piyasada farklı fiyat aralıklarında ürünler mevcut).
  2. Lens içinde görüntü sabitleyici kullanma (OSS: Optical SteadyShot*)
  3. Kamera gövdesinde (sensör üzerinde) görüntü sabitleme (IBIS: In Body Stabilization*)
  4. Kamera içinde dijital görüntü işleme teknikleri ile görüntüyü sabitleme (GoPro’nın Hero 7 Black ile sunduğu “HyperSmooth” özelliği bunun en güzel örneklerinden).
  5. Kameraya görüntü kaydı sırasında içindeki gyro/jiro/cayro sensörü yardımıyla bu hareket/sarsıntı bilgisini videoya gömerek çekim sonrası bir yazılım ile görüntü düzeltme.
  6. Kamera harici olarak takılan bir gyro sensörü ile hareket/sarsıntı bilgisini videonun içine gömerek çekim sonrası bir yazılım ile görüntü düzeltme. (SteadXP bu işin öncülerinden)
  7. En cılız çözüm ise her şey olmuş bitmiş yapacak bir çözüm kalmamış video editleme yazılımlarının içinde sunduğu sarsıntı giderme işlevleri ile bu sorunla baş etmeye çalışabilirsiniz. Ama ifade ettiğim gibi bu yukarıda saydıklarım arasında en son tercih edilen bir çözüm. Bazen fena iş çıkartmasalarda genelde beklenen sonucu veremiyorlar.

Yukarıda saydıklarımın bir kaçını bir arada da kullanabilirsiniz, hem kamera gövdesinde hemde lenste görüntü sabitleme olabilir ve bu kamera ve lensi bir de gimbal’ın üzerine yerleştirebilirsiniz.

Bu tip işlevleri olan kamera veya lenslerin daha pahalı olduğunu, gimbal sistemlerinin ucuz olmadığını hatırlamaya gerek yok.

Bunun üzerine bir de çekim işlerinin karmaşık ve zor şartlarını düşünürseniz gimbal sistemlerinin (her lens değiştiğinde) kalibrasyonunun yapılması ve getirdiği ek yük nedeniyle pekte pratik olmadığı malum. Özellikle küçük bir ekip ile hatta tek başınıza çalışıyorsanız.

İşte böyle bir ortamda çok az sayıda kameranın özelliği olan gyro datasını da videoya gömme ve çekim sonrasıda (postproduction) bir yazılım ile düzeltme noktasında karşımıza virtualGimbal SD Kart çıkıyor. Eğer kameranızda bir gyro sensörü yok ise sizin için bu işlevi yerine getirerek sarsıntısı giderilmiş bir video elde etmek mümkün. Tabi gene videoları bir yazılımdan geçirmek gerekecek.

Yazılım işlevinin de dez avantajları yok değil. Bu tip yazılımlar merkezde çok başarılı olsa da videonun köşelerine doğru hiç istenmeyen ve gözümüzün olmadığı türden garip sarsıntılar ve özellikle ışığın yetersiz olduğu ortamlarda bulanık (motion blur) görüntüler üretebiliyor. Yazılım ile yapılan düzeltmelerde %20’ye kadar görüntü kaybı olduğunuda bilmekte fayda var.

Son 10 yılda videolarda sartsıntı giderme çözümlerinde önemli gelişmeler sağlanırken bir yanda da maliyetler düştü. Geldimiz noktayı düşünürsek büyük mesafe katedilmiş diyebiliriz ama hala herkesi mutlu eden kesin bir çözüm yok.

Yoshiaki Sato geliştirdiği ve Tokyo Maker Faire de tanıttığu ürün dediğim gibi türünün ilk örneği değil. Ama güzel bir alternatif sunuyor. Bahtı açık olsun…

Kaynak/Credit: PetaPixel

*Kısaltmalar ve isimlendirme Sony markasının kullandığı teknik terimlerdir. Diğer markalar farklı terimleri kullanabiliyorlar.

Panic Proof Mekanlar

Görsel

İzlediğim bir belgeselde bir araştırma şirketi inşaa edilen binları “panic proof” (korku, panik ve telaş yaşanmasını engelleyen) hale getirdiğini söylüyor. Fikrin temeli şu bir insanın hareketlerini tahmin edemezsiniz ama bir kalabalığın hareketleri kesinlikle ön görülebilir. Bu yapılan deneylerle de kanıtlanmış. Şimdi pazarladıkları şey şu, stad, avm vb. projelerinizi bize getirin bizde kalabalık hareketlerinin akışını inceleyip, acil bir durumda korku ve telaşa mahal vermeden çıkışları nasıl konumlandıracağınızı size gösterelim.

Konuyu biraz deşince karşıma panic proof kapı kollarından kamp malzemelerine kadar epey bir ürün olduğunu görmek beni şaşırttı.

Şimdi aklıma ziyaretçilerin korkusuzca gezdiği ux&ui konusunda kendini ıspatlamış web siteleri tasarlamak geldi.

Monet ve Rouen Katedralinin 30 Rengi

Monet ve Rouen Katedralinin 30 Rengi

Kendi çapında bir fotoğrafçı olarak çektiğim fotoğrafları kıymetli kılacak şeyin iyi ayarlanmış ışık olduğunu bilirim.
Işığın gücünü bize belkide en iyi anlatanlar 19. yy İzlenimci ressamlarıdır. Bu ressamlar sabah akşam ışığın peşinde koşturmuşlar ve detaylarla ilgilenmemişlerdir. Monet ise işi meydan okuma derecesine getiren bir İzlenimcidir. Rouen Katedralinin önündeki bir otelde tuttuğu odada günün farklı ışıkları altında katedralin 30 tane resmini yapar. 30 gözünüze çok görünmesin kendisinin 250 tane nilüfer çizmişliği var. Tüm derdi bu resimleri bir sergi şeklinde sunmak ve ışığın güçünü anlatmaktır. Başarılıda olur. Hatta resimlerden 9 tanesi sergide satılır. Velakin kendisi tüm ışıkları yakalayamamış olmaktan şikayetçidir.
İşte o katedralin resimleri bir flash uygulaması ile bir araya getirilmiş ve bizlere Monet’nin ışığını getirmiş:

http://www.learn.columbia.edu/monet/swf/